
“Bilimsel Çalışmalar Sosyal Medyadan Takip Edilmez”
Doç. Dr. Gültekin Kutluk, ilaç geliştirme çalışmalarının son derece ciddi ve uzun soluklu süreçler olduğunu belirterek, bilimsel araştırmaların sosyal medya üzerinden duyurulmasının doğru olmadığını ifade etti. Özellikle “Instagram’da yaptım”, “Twitter’da geliştirdim” şeklindeki açıklamaların bilimsel bir değeri olmadığını belirten Kutluk, kamuoyunun bu tür iddialara karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Pandemi döneminde yaşanan benzer örnekleri hatırlatan Kutluk, o dönemde de birçok kişinin “aşı buldum” şeklinde iddialar ortaya attığını ancak bunların büyük bölümünün bilimsel temele dayanmadığının kısa sürede ortaya çıktığını vurguladı.
Bilimsel Çalışmaların Geçmesi Gereken Resmi Süreçler
Uzmanlara göre bir ilacın geliştirildiğini söyleyebilmek için belirli bilimsel ve resmi süreçlerin tamamlanması gerekiyor. Bu süreçler yalnızca bireysel açıklamalarla değil, bağımsız bilimsel değerlendirmelerle doğrulanıyor.
- Çalışmanın ilgili bilimsel kurumlara resmi başvurularının yapılması
- Etik kurul onaylarının alınması
- Uluslararası klinik araştırma kayıt sistemlerinde yer alması
- Hakemli bilimsel dergilerde yayımlanmış makalelerle desteklenmesi
- Preklinik ve klinik faz çalışmalarının tamamlanması
- Bağımsız bilim insanları tarafından doğrulanabilir verilerin paylaşılması
Bu süreçler tamamlanmadan yapılan “ilaç bulundu” açıklamalarının bilimsel olarak kabul edilmesi mümkün görülmüyor.
DMD Gibi Hastalıklarda İlaç Geliştirme Süreci Neden Zor?
Duchenne Musküler Distrofi (DMD), genetik kökenli ve ilerleyici bir kas hastalığı olarak biliniyor. Hastalık, kas dokusunun zamanla zayıflamasına ve ciddi fonksiyon kayıplarına yol açıyor. Bu nedenle DMD alanında ilaç geliştirme çalışmaları son derece karmaşık ve uzun süreçler içeriyor.
Bilim insanları, yeni bir molekül geliştirilmesi ve bunun güvenliğinin kanıtlanmasının yıllar süren araştırmalar gerektirdiğini belirtiyor. Laboratuvar aşamasından insan üzerinde yapılan klinik araştırmalara kadar uzanan süreçte birçok bilimsel kontrol ve denetim mekanizması bulunuyor.
- Laboratuvar araştırmaları
- Preklinik deneyler
- Faz 1 klinik çalışmaları (güvenlik)
- Faz 2 klinik çalışmaları (etkinlik)
- Faz 3 klinik çalışmaları (geniş hasta gruplarında test)
- Düzenleyici kurumların onay süreçleri
Bu aşamaların tamamlanmadan bir tedavinin “bulunduğunu” söylemek bilim dünyasında kabul edilmiyor.
Ali Taghizadeh İddiaları Tartışma Yarattı
Son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan iddiaların merkezinde ise Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde görev yaptığı belirtilen veteriner hekim Ali Taghizadeh yer alıyor. Taghizadeh’in DMD için ilaç geliştirdiğini öne sürdüğü yönünde çeşitli sosyal medya paylaşımları gündeme gelmişti.
Ancak şu ana kadar kamuoyuna:
- Hakemli bilimsel dergide yayımlanmış bir makale
- Uluslararası clinical trials veri tabanlarında kayıtlı bir çalışma
- Resmi bir araştırma projesi sonucu
- Bağımsız bilimsel değerlendirmeye açık veri
sunulmuş değil.
Bu durum, söz konusu iddiaların bilimsel geçerliliği konusunda soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.
Uzmanlardan “Umut Tacirliği” Uyarısı
Uzmanlar, özellikle DMD gibi ağır ve ilerleyici hastalıklarda ailelerin umut arayışının istismar edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bilimsel verilerle desteklenmeyen tedavi iddialarının hasta ve hasta yakınlarını yanlış yönlendirebileceği belirtiliyor.
Doç. Dr. Gültekin Kutluk da yaptığı açıklamada bu konuya dikkat çekerek, bilimsel çalışmaların belirli yöntem ve kurallar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Kutluk, gerçek bilimsel çalışmaların sosyal medya paylaşımlarıyla değil; resmi başvurular, etik kurul onayları, klinik araştırmalar ve hakemli yayınlar üzerinden ilerlediğini vurguladı.
Bilimsel Şeffaflık ve Doğrulanabilir Veri Önemli
Bilim dünyasında bir araştırmanın kabul edilebilmesi için verilerin şeffaf olması ve bağımsız araştırmacılar tarafından doğrulanabilir nitelikte olması gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar, özellikle sağlık alanındaki iddiaların mutlaka bilimsel kaynaklar ve resmi kayıt sistemleri üzerinden doğrulanması gerektiğini belirtiyor.
DMD alanında dünya genelinde birçok üniversite, araştırma merkezi ve biyoteknoloji şirketi yoğun çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmaların tamamı uluslararası bilimsel platformlarda yayımlanarak denetime açık şekilde ilerliyor.
Uzmanlar, kamuoyunun sosyal medyada yayılan doğrulanmamış iddialara karşı dikkatli olması ve yalnızca bilimsel verilerle desteklenen gelişmelere itibar etmesi gerektiğini ifade ediyor.
DMD Hastalığında Umut Tacirliği: Hindistan’a Giden Çocukların Hayal Kırıklığıyla Sonuçlanan Süreci
DMD hastalığında zaman zaman ortaya çıkan “mucize tedavi” iddiaları geçmişte de ciddi tartışmalara neden olmuştu. Uzmanlar, bilimsel kanıta dayanmayan tedavi söylemlerinin özellikle ağır ve ilerleyici hastalıklarla mücadele eden ailelerin umutlarını istismar edebileceği konusunda uzun süredir uyarılarda bulunuyor.
Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri ise geçmiş yıllarda Hindistan’da uygulandığı iddia edilen bazı kök hücre tedavileri olmuştu. DMD’li çocukları için çare arayan birçok aile, yüksek maliyetli tedaviler için yurt dışına gitmiş; ancak söz konusu uygulamaların büyük bölümünün bilimsel literatürde etkinliği kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığı daha sonra ortaya çıkmıştı.
Hasta toplulukları ve çeşitli platformlar tarafından yapılan değerlendirmelerde, bazı merkezlerin deneysel uygulamaları “kesin tedavi” gibi sunarak ailelerin umutlarını istismar ettiği yönünde eleştiriler dile getirilmişti. Tedavi için büyük maddi kaynaklar harcayan bazı ailelerin süreç sonunda ciddi hayal kırıklıkları yaşadığı ifade edilmişti.
Uzmanlara göre bu örnekler, DMD gibi genetik ve karmaşık hastalıklarda ortaya atılan yeni tedavi iddialarının mutlaka bilimsel verilerle doğrulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Bu nedenle Doç. Dr. Gültekin Kutluk’un son açıklamaları da, sosyal medyada gündeme gelen “ilaç buldum” iddialarına karşı dikkatli olunması gerektiğine işaret ediyor. Bilim insanları, geçmişte yaşanan bu tür umut tacirliği örneklerinin tekrar etmemesi için yeni tedavi iddialarının yalnızca hakemli bilimsel yayınlar, klinik araştırma kayıtları ve resmi kurum süreçleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. >> https://dmd.arti.net/2024/04/dmd-kok-hucre-umut-tacirligi.html
Doç. Dr. Gültekin Kutluk'un Açıklamaları
“Bu ilaç çalışmaları çok ciddi işler. Bana Türkiye’den de geliyor birkaç böyle çalışma. “Bunu yapıyoruz, şunu yapıyoruz” deniyor. Bu çalışmalar, sizden ricam, sosyal medyadan takip edilmez. Hiçbir bilimsel çalışma sosyal medyadan takip edilmez. “Ben Instagram’da şunu yaptım, Twitter’da böyle yaptım” denilerek bilim olmaz. Biz aynı süreci zamanında korona döneminde de yaşamıştık.
“Aşı buldum” diyenler oldu. Türkiye’de birçok şeyi hatırlıyorsunuz. Sonra altı boş çıktı. Bu tür şeyler için TÜBİTAK denen bir kurum var. Oraya başvuruyorsunuz. Orada çalışmalar ortaya çıkar. Bir yerde clinical trials çalışma siteleri vardır. Orada bunlara bakılır. “Ben bunu çözdüm, hallettim, böyle yaptım, şöyle yaptım” gibi afaki söylemlerle hastaların duygularıyla oynayacak çalışmalara kesinlikle kapılmayın. Türkiye’de şimdi isim vermeyeceğim ama birkaç şehirde böyle çalışmalar var.
Kesinlikle bunlara itibar etmenizi istemiyorum. Biz baştan beri diyoruz ki her türlü yeniliğe açığız. Eğer bununla ilgili bir çalışma varsa, çok kolay; bunun bir yolu, yöntemi var. Makale haline getirebilirsiniz. TÜBİTAK’a başvurup bilimsel destek alarak çalışmaya devam edebilirsiniz. Bunun birçok yöntemi var. Ama bunlar çok kolay şeyler değil. Bizim uğraştığımız, daha önce hiç yapılmamış bir molekülü yeniden yapmaya çalışmak şu anda. Aşaması o kadar zor bir şey ki bu. Çok yol kat edildi, çok çalışmalar var.
Ama ne yazık ki bu aynı zamanda bir sömürü konusu haline gelmeye başladı. Bundan çok rahatsızım. Geliyorlar, soruyorlar; “Ben şu üniversitede çalışıyorum, şunu çözdüm.” Neye göre, kime göre? Var mı elinde bir veri, bir doküman? Hiçbir şey yok. Böyle bir şey olmaması lazım. Buna çok dikkat etmemiz gerekiyor.”
Ali sürekli story atıyor. İlacı birilerine uyguladım başarılı oldu der gibi.
YanıtlaSilKahvehanede sadullah bey ile geliştirdi sanırım ilacı.
YanıtlaSil